Flamenko (İsp.): Flamenko, İspanya'nın Endülüs (Andalucia) bölgesine özgü, Hindistan'dan dünyaya yayılan ve 11.yy'da İspanya'ya gelen çingenelerin (Gitanos) Bizans, Arap, Yahudi, İspanya etkilerinde yarattığı, 19. yy ortalarına kadarkendi aralarında söyledikleri (cante), dans ettikleri (baile), çaldıkları (tocar) ve iki büyük bölüme (Cante Flamenco ve Cante Hondo-Jondo-) ayrılabilen müziktir. (Bunların arasında kalan tarz da İntermedio adıyla tanımlanır). Daha sonra 1910'lara kadar Cafe Cantante adı verilen yerlerde yorumlanan Flâmenko’da en başta şu unsurlar önemlidir: Cantaor (şarkıcı), Bailador (dansçı) ve Tocaor (gitarist)ve Lorca’nın, “herkesin hissettiği ama tanımlayamadığı gizemli güç” olarakadlandırdığı Duende, yani ruh ya da şeytan. Ayrıca “Ole” diye ateşleyici çağrılarla bağıran Jaleador’lar, el çırpmalar (palmas), parmak şaklatmalar (pitos), topuklarla vuruş (tocaneo).
Ancak Arap etkisini gösteren parçalarda ziller ve def de yer alır. Flamenko değiminin kaynağı da çok çeşitli tarzda açıklanır: Müzikolog Felipe Pedrell, İmparator V. Şarl’ın yanında Flamanlarla İspanya’ya gelişinde orduyu izleyen yağmacı Çingenelere İspanyolların alaycı şekilde Flamenkos (Flamancılar) adını verdiği yazar. Madrid Konservatuarı profesörü M. Garcia Matos, bu ateşli müziğin İspanya’da zeki, canlı anlamına gelen Flameante’den türediğini, bu gün bile Külhanbeyi anlamında Flamenco teriminin kullanıldığını öne sürer. Endülüs’lü müzikolog Rafael Marin, şarkıcı ve dansçıların ince-uzun bacakları, gaga burunları ile Flamingo kuşunu anımsattığından bu adın verildiğini belirtir. Fas’ta yaşayan folklorcu Garcia Barriuso ise, kelimenin Arapça Fellah (rençber, köylü) ile Mangu (şarkıcı) sözcüklerinin birleşimi olduğunu söyler.
Flamenko ve Tarihçesi
Flamenko, Güney İspanya'nın Endülüs (Andalucia) bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış, bir müzik ve dans türüdür ve Güney İspanya'nın kendi folklorik müziğiyle çingenelerin yaratmış oldukları müziğin kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Flamenko, coğrafik olarak evine çok bağlı da olsa, ne bütün Endülüs folk müzik ve dansları flamenkodur, ne de bütün flamenko sanatçıları Endülüs'lüdür denilebilir.
Bu toprakların tarihine bir göz atarsak: Cadiz (Kadiz) Avrupa'nın en eski yerleşimi olarak bilinmektedir. M.Ö. 1100'de Fenikeliler "Cadir" dedikleri Kadiz şehrini kurdular. Burada günümüz İspanya'sında halen canlandırılan danslara benzer dans tavırları ilk kez Fenikeliler tarafından sergilendi. M.Ö. 550'de Eski Yunanlılar Güney İspanya'yı kontrolleri altına aldılar. İspanya M.Ö. 201'den M.S. 206'ya kadar Roma İmparatorluğunun bir parçası olmuştur. 711 senesinde ise Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler, Cebelitarık Boğazı'ndan İspanya'yı işgal ettiler. Yaklaşık yediyüz sene burada hakimiyet kurdular. Arap kültürü İspanya'yı çok büyük boyutlarda etkiledi. Müslümanlar buraya, şiir, şarkı ve müzikal enstrümanları da getirdiler. Ayrıca, İspanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. İspanyol müziği ve Flamenkoda önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi arapça isimleri vardır. Aslında "zambras" terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isimdir. Günümüzde halen Kanada'daki çingeneler festivallerine "zambras" demektedirler...
1492'de İspanya tekrar Hıristiyan hakimiyetine girdi.
Günümüze ulaşan kayıtlara göre 1447 senesinde çingeneler İspanya'da görülmeye başladılar. Aynı dönem içinde kuzeyden nüfuz ederek Barselona'ya, oradan da sonraki yüzyıllar içerisinde İspanya'ya yayıldılar. Sekizinci- dokuzuncu yüzyılda Hindistan'dan göç etmeye başlayan bu esmer tenli insanlar usta metal işçileriydi ve kendi müzik ve dans kültürlerine sahiptiler. Çingenelerin getirdikleri kültürle, Endülüs kültürünün kaynaşmasıyla flamenko biçimlenmeye başlamıştır. Flamenko sadece Güney İspanya'ya (Andalucia) aittir. Dünyanın diğer yerlerindeki çingenelerin kültürlerinde flamenkoyu çağrıştıran ögeler yoktur. (İspanyol flamenkosunu temel alarak kendi özgün müziklerini geliştiren Güney Fransa çingeneleri hariç).
18. yüzyıla gelindiğinde şu iki unsurun Endülüs müziğini etkilediğini görüyoruz: 1700'lerden beri İspanyolların Afrika'yı yoğun bir şekilde keşfetmeye başlamaları ve Sevilla şehrinin İspanyol yarımadasının en büyük köle marketi haline gelmesi. (Bugün halen Andalucia'da yaşayan ve kökenleri o günlere dayanan zenci aileler vardır ve zenci müziğinin Endülüs müziği üzerinde mutlaka ki bir etkisi olmuştur). İkinci olarak da İspanyolların Amerika'nın keşfinde oynadıkları roldür. Güney Amerika'da oluşan Latin Amerika müziği, 19. yüzyılda geri gelen İspanyollarla Endülüs'e taşındı ve bu bölgenin müziğinde daha belirgin bir hal aldı. 1700'lerde gitar 6 telli oldu. 1800 senesinde ise kaynaklara göre, çingenelerin yaptığı 24 çeşit dans vardı. Bunların çoğu bugün yokolmuştur ve Fandangos ve Sevillianas gibi çingene tarzı taşımayan danslar dışında hiçbiri bu günkü bilinen çingene dansında belirli bir şekilde yer almamaktadır. O dönemki gezginlerin söylediklerine göreyse, dansçılar ayaklarını dans ederken kullanmaz, sadece kalça, vücudun üst kısmı ve kollarını hareket ettirirlermiş.
1840'lı yıllardan itibaren flamenkonun altın çağı başladı ve flamenko dansının doğasını etkileyen değişiklikler yaşandı. Şarkıya ve dansa daha çok önem verilmeye başlandı. Bilinen ilk "cafe cante" yani flamenko gece kulübü 1842 yılında Sevilla'da açıldı."Cafe Cantante" olarak bilinen bu dönem için, bu günkü flamenkonun başlangıcıdır demek hiç de yalan olmaz. 1910 senesi flamenkonun altın çağının ve Cafe Cantantanelerin sonu olarak bilinir.1921'den sonra yavaş yavaş klasik bale figürleri flamenko dansına girmeye başladı. Yavaş yavaş kadınlar pantalon giyip ayaklarını kullanmaya başladılar. Böylece flamenko yeni bir tarz kazanmış oldu.
1936'da başlayan iç savaş, birçok sanatçının ülkeyi terketmesine sebep oldu. Ancak bu durum flamenkonun dünyaya açılmasını da sağladı. Carmen Amaya ve ailesi Güney Amerika'ya giderek orada büyük başarı kazandılar. Carlos Montaya bir dans şirketi ile Amerika'ya gitti ve New York'ta kaldı. Vincente Escudero Paris'e, oradan da Amerika'ya gitti. Roman Montaya Paris, Londra, İsviçre ve Buenos Aires (Arjantin)'de gitar resitalleri verdi.
1940'ların sonunda flamenkonun onlarca sene evvel başlayan tiyatro ve opera serüveni önemini yitirmeye başladı ve 1950'lerde de son buldu.
Flamenko, 1960'lardan itibaren rönesansını yaşamaya başladı. İspanya'da eski şarkıların çoğunu gelecek nesillere aktarmak için kayıtlar yapıldı. Entellektüel "aficionados"lar ise flamenkonun tarihini araştıran ve türlerini analiz eden kitaplar yazmaya başladılar. 1958'de Jeres de la Fontera'da kurulan "Catedra de Flamencologia", flamenkoyu korumayı ve bu konuda çalışmalar yapmayı amaçladı.
Müzikal bağlamda zor bir flamenko gitaristi olan Victor Monje "Serranito", ürkütücü his veren yeni bir teknik ve çok karmaşık bir müzik yarattı. 1960'ların sonunda Paco de Lucia'nın ilk albümü çıktığında, flamenko gitarının devrimi gerçek anlamda başlamış oldu. O dönemde çıkarttığı "Rumba" albümüyle de İspanya'daki ulusal ilgiyi flamenkonun üzerine çekmeyi başardı. Paco de Lucia'nın da beraber çalıştığı "cante"lerin (şarkı) genç dehası Camaron de la Isla, en az O'nun kadar önemliydi. Camaron 1970'lerin en etkili şarkıcısıydı; kendine has, ızdırap ve acı ile haykıran güçlü Arap nameleriyle dolu bir tarzı vardı. Paco ve Camaron bir düzinenin üzerinde albüm çıkardılar ve Flamenko severler için dünyada "yıldız" olarak tabir edilen kişilerden daha fazlası oldular.
1970'lerde, festival olgusu ortaya çıktı. Festivaller (fiesta) normalde gece 11 civarında başlar ve tan ağarana kadar sürerdi. Flamenkodaki samimiyet ve doğaçlama, yerini ustalığa ve ticarete bıraktı. Sanatçı içini saran isteği dindirmek için değil, sırası geldiği için dans etmeye başladı...
80'lerde ise sanatın her alanında teknik gelişmeler yaşandı. Bu da beraberinde ticari patlamayı getirdi. Son yirmi yıl içerisinde gitar teknikleri ve müzikal anlamda bilgiyi geliştirme oldukça iyi yollar aldı. Günümüzdeyse flamenko esnek yapısıyla gelişmelere açıktır, bir bakıma kontrol dışındadır.
Flamenkoda Şarkı (Cante)
Flamenkoda öncelikli ve vazgeçilmez olan şarkıcıdır. Flamenko şarkıcısı, en azından "cante"nin birkaç tarzında uzman olmalı ve ilgili olduğu tarzın ise birçok ritmini, geleneksel ezgilerini ve çeşitli şiirlerini bilmek durumundadır. Klasik geleneklerde iyi vokal tekniği olarak bilinen, kendine özgü, ayırdedilebilen bir sese sahip olmalıdır. Ayrıca sesini batıdan çok doğu tekniğine yakın bir tarzda kullanabilmelidir. Flamenko şarkıcıları, parmaklarını masaya vurarak, alkış yaparak, ayaklarıyla -yaşlıysa bastonuyla- yere vurup ritm tutarak, kendi sağlayacağı ritmik eşlikle geleneğe bağlı fakat kendi ruhunu ve anın getirdiği hisleri de katarak kendi solosunu yaratır. Kadın ve erkek şarkıcılar tipik olarak aynı mutlak ses aralığında, birbirine yakın seslerde söylerler. Teknik olarak erkekler yüksek tenor, kadınlar da alto aralığında söyler.
Flamenkoda Dinleyici (Aficion)
Flamenkonun temel niteliği, "Aficionado" denen, önceden bilgilendirilmiş, sempatik bir dinleyiciye bağlıdır. Bu kişi ya da kişiler, ailenin bir üyesi, arkadaş veya genel dinleyicilerden biri de olabilir. Flamenkoda yalnızlık, yalıtılmışlık var gibi görünse de ya da çoğunlukla şarkı söylemek, dans etmek edimleri ayrı ayrı yapılsa da gerçekte, flamenkonun, yaşayabilmesi için -doğası gereği- aktif dinleyicilerin katılımına ihtiyacı vardır.
Aficionado'nun rolü temeldir ve bunu gerçekleştirebilmesi için bu kişinin hem sanatı önemsemesi, hem de gelenekleri hakkında birşeyler bilmesi gerekir. Aficionado, bazen bir eleştirmen bazen de para ödeyen biri olabilir ama temel rolü ne eleştirmek ne de patronluk yapmaktır; sempatik, ilgili olmalı ve şarkıcının yapmaya çalıştığı şeyi desteklemelidir. Dinleyici flamenko yapanlara mümkün olduğunca yakın oturmalı ve onların çabalarını alkış ya da ayak ritmleriyle desteklemelidirler. Ya da sadece dinleyip, geleneksel çeşitli destekleme taktir etme yöntemleriyle (Joleo) cevap vermelidir. ("Ole", "Bueno" gibi) Sanatçı bu desteğe -ki ciddi konser seyircisinden oldukça farklıdır- dayanarak onunla iletişim kurar. Sanatçıya verilen böyle bir destek aslında kendi içinde küçük bir sanattır.
Flamenkoda dans (Baile)
Dans, cante gibi temelde solo, arasıra da önceden hazırlanmadan yapılan bir düettir. Ama bir grup dansı değildir. Bu önceden hazırlanılmamış olması "puro flamenko"nun özelliğinde vardır. Cante ile aynı ritmde, ruhen ve biçimsel olarak eşleştirilebilir olmalıdır. Ancak flamenko dansını ve tekniğini karakterize eden şeyler bunlardan çok fazlasıdır. Performans flamenkosunun daha ihtimamlı ve tanımlanmış bir tekniği vardır. Oldukça gelişmiş bir üst gövde, kol tekniğiyle karmaşık ve ses çıkartılarak yapılan ayak hareketlerinin birleşiminden oluşur. Bu yönleriyle de diğer etnik danslardan ayrılır. Amerikan tap dansında, clog dansında (Tahta ayakkabıyla yapılır), İrlanda dansında ve bazı Meksika halk danslarında da sesli ayak vuruşları vardır. Ancak üst gövde, daha çok "sürüklenir". Üst gövdenin kullanıldığı doğu danslarında ise ayak hareketleri bu kadar karmaşık değildir. Temel flamenko duruşları, diğer danslardaki görünüşlere birkaç nedenden ötürü zıttır: Üst gövde ve baş, dik ve yüksek. Omuzlar aşağıda ve geride, bacaklar hafifçe bükülü asla kilikli değil, kol eklemleri vurgulu (Parmaklar, bilekler, dirsekler) gizli değil, nadiren yumuşak, örneğin kollar kalkarken omuzun üzerine çıkana kadar dirsekler daha yukarıdadır. Torso'nun gücü, yükselme derecesi ve kollar ayak aktif hale geldiğinde asla sönmemeli ve ölmemelidir. Yoksa dans çizgi filmlerdeki öfkeli ayak vuruşları klişesine benzer.
Kadınlar için, kostümün kendisi dansın bir bölümünü oluşturur. Kendine özgü tam etek, onu kontrol etmesini bilen bir dansçının üzerinde kendi dansını yapabilir.
Flamenkoda gitar (Toque)
Şarkıcıya bir gitarcı eşlik eder. Gürültülü bir eğlence ortamında iki ya da daha fazla gitarcının da olduğu görülür. Gitarcı tabii ki icra edilen şarkı formunun ritmini iyi bilmeli ve şarkının geleneksel melodilerine aşina olmalıdır. Şarkıcıyı desteklemek için cümlelerin sonuna kısa dekorasyonlar ya da cevaplar ekleyebilir. Letralar arasında "faseta" denen melodik çeşitlemeler (geleneksel ya da kendi keşfettiği) çalabilir. Şarkı ile birlikte dansta varsa o zaman gitarcının dansçıyı da desteklemek gibi bir görevi vardır. Bu durumda dansın ritmlerine uygun üslupları da bilmek zorundadır. Böyle bir ortamda gitarcı sololarda yapabildiğinden değil öncelikle dansa ve / veya şarkıya getirebildiğinin en iyisinden dolayı ödüllendirilir.
Flamenko gitarı ve tekniğini ele alırsak: Enstrümanın kendisi daha çok klasik gitara benzer. Yapısı daha hafif, sesi daha parlaktır ve teller gitarın gövdesine daha yakındır. Ses deliği ve köprü arasındaki bölgeyi "golpe"denen (yüzük parmağının tırnağı ile yapılan hafif vuruşlar) tıklatmalardan koruyan ince bir plastik tabaka vardır. Bu, sese, perküsyona yakın bir vurgu sağlar. Sol el tekniği, klasik tekniğe benzemesine rağmen perdeli pozisyonları bireyselleşmiş parmak pozisyonlarından daha çok tutulur. Sağ el tekniği, klasik teknikten daha fazla olarak birkaç şey daha ister. Bunlar çeşitli rasqueadolar (çeşitli parmaklarla bütün tellere yapılan hızlı ve perküsyon tarzı çarpmalar) ve yukarıda da bahsettiğim golpelerdir. Genel olarak flamenko gitarı daha çok atakla ve daha agresif çalınır.
Yazı: Melek Yel - Flamenkoevi
FLAMENKO SÖZLÜK
-A-
AFICIONADO : Dinleyici (Flamenkoda sanatçıya destek veren dinleyici)
AFİLLA : Flamenkoda bir çeşit kalın, boğuk ses.
AIRE: Sahip olunan kültürün şarkı ve danslarına veya folklorik kültürlerindeki öğelere denir. Hava, tavır.
ALBOREAS: 12 zamanlı bir form.
ALEGRIAS: Cadiz kökenli 12 zamanlı neşeli bir formdur.
ALEGRIAS POR ROSAS: Alegrias'ın Mi majör tonundan yorumlanması.
ALZAPÚA : Başparmakla telleri aşağı ve yukarı alternatif vuruşlar kullanarak çalmak.
AMBIENTE: Çevre vaya ambiyans.
ANDALUCIA: İspanya'nın Endülüs bölgesi.
APAGAR : Telleri susturmak.
APOYANDO : Parmakları tellere yaslayarak (destekleyerek) çalmak.
ARO: Gitarın yan kısmı.
ARPEGIADO: Arpej. Gitar tekniği.
ARRASTRE: Gitarda sağ eli yüzük parmağının alt tellerden yukarıya doğru kaydırılması.
-B-
BAILAOR: Flamenko dansı yapan erkek.
BAILAORA: Flamenko dansı yapan bayan.
BAILAR: Dans etmek.
BAILE: Dans, flamenko dansı.
BOCA: Gitarın göğüs tahtasındaki ses deliği.
BOUT : Gitarın gövdesi.
BRACEO : Dans boyunca kolların hareketi.
BULEAEROS : Bulerias formunda sanatçıların uzmanlaşması.
BULERİAS : Jerez kökenli, yüksek tansiyonlu, 12 zamanlı bir form. Coşkulu ve canlıdır, hüzün içermez.
BULERIAS AL GOLPE: Golpe vuruşları ön planda olan bir bulerias varyasyonu.
-C-
CABALES : Flamenco uzmanı.
CABEZA: Gitarın baş kısmı.
CAFÉ CANTANTE: 19.yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkmış olan profesyonel anlamda flamenko müziği ve dansı icra edilen café lere verilen ad.
CAJON : 4 köşe, içi boş tahtadan yapılmış, kutu biçiminde vurmalı bir çalgı.
CALO: Çingenelerin kendilerine ve dillerine verdikleri ad.
CAMBIO: Değişiklik.
CAMPANAS: Çanlar, kampanalar.
CANTAOR: Flamenko şarkısı söyleyen kişi.
CANTE: Şarkı, şarkı söylemek.
CANTE CHICO: "Küçük Şarkı" olarak bilinen üç genel flamenko sınıfının üçüncüsüdür. Daha çok kırsal yaşam, eğlence gibi dertsiz ve tasasız konuları içeren folklorik şarkı ve danslardan meydana gelir. Tangos, Fandangos de Huelva gibi...
CANTE GRANDE: "Büyük şarkı" denilen Cante grande, genel flamenko sınıflarının ilkidir. Flamenko tarihinin en eski zamanlarına dayanır.
CANTE JONDO: "Derin şarkı" olarak bilinen Cante jondo en ciddi tarzdır. Ölüm, keder ve din gibi konuları ele alır. "Koma" denilen yarım aralıntak küçük aralıktaki seslere de yer veren bu tarz ritm açısından da diğerlerinden daha zor ve karmaşıktır.
CAÑA: En eski flamenko şarkılarından biridir. Flamenkonun anası olan soleanın oluşumunu sağlayan bir makam olduğu kabul edilmektedir.
CANTIÑAS: İki anlamı varıdır. Bunlardan ilki Cadiz kentinin şarkılarından olan ve alegriası da içine alan bir tarz. İkincisi de alegriasın Do majör tonundan (Capo kullanarak) çalınışı.
CAPIROTE : İşaret parmağıyla rasgueado yapılırken aynı anda yüzük parmağıyla golpe vurulması.
CARACOLES: Cantiñas grubuna ait bir makam formu. 19.yy ortalarında Cadiz'de ortaya çıkmıştır. Asıl gelişimi Madrid'te olmuştur.
CARCELERAS: Hapisane şarkıları. Ayrıca bir tonlama geçidi.
CARTAGENERA: Fandango kökenli olan makam adını "Cartagena" dan alır.
CASTAÑET: İçi oyuk ağaçtan yapılma, genelde başparmağa takılıp avuç aiçiyle çalınan ritm çalgısı.
CEJILLA: (Capo veya kelepçe). Gitarda transpoze için kullanılan, gitarın sapına takılan ve bare görevi gören araç.
CHUFLAS: Tasasız bir Tanguillo ile vurguları kendiliğinden oluşan bir tarz.
CIFRA: Tablature.
CLAVIJAS: Gitardaki eski geleneksel ağaçtan yapılma burgular.
CLAVIJEROS: Günümüzde kullanılan metalden yapılma mekanik burgular.
COLOMBIANA: Kolombia müzik ve ritmlerinin etkisile oluşmuş bir makam formu.
COMPÁS : Flamenko müziğinde kullanılan zaman ölçütü. Flamenko compas iki ayrı zamandan meydana gelir. (6/8 , 3/4 lün compas gibi) Bunlar toplam dört ölçü olarak çalınır yani esasında 3/4 lük compas 12/8 liktir. Bunun sebebi de flamenko müziğinin vurgu dağılımının 12/8 lik ölçüye sığmasıdır.
CONTRA-TEMPO: Senkop.
COPLA: Dize, mısra. Ayrıca Fondango ve Sevillanas için de farklı kıtaları anlatmak için kullanılır.
CUADRO: Grup, topluluk.
CUADRO FLAMENCO: Flamenko şarkıcılarının, dansçılarının biraraya gelerek oluşturdukları grup.
CUEDRA: Tel, gitar teli.
-D-
DANZA MORA: Literatürde "Moorish dansı" olarak geçer.Ağırlıklı olarak arap etkisi görünür. Çoğu kez danssız çalınır.
DESPLANTE: Dans içerisindeki şiddetli duruşlar, sert bir tefekkür hali.
DUENDE : Flamenkoda müziğin etkisiyle kendinden geçilen an.
-E-
ENSAYO: Prova.
ENTRADA: Başlamak. Dansçının girişi.
ESCOBILLA: Dansta sadece ayak hareketlerinin olduğu bölüm. Genellikle Alegria ve Solea por Buleria'da. Gitarda ise trienda çalışı, çekerek çalmak.
-F-
FALDA : Etek, eteklik, dansçının eteği.
FALSETA : Gitarda ritm partilerinin arasında çalınan solo pasajlar, melodik çeşitlemeler.
FALSETE : Yükseğe çıkılan ses.
FANDANGOS: Eski Endülüs kültürünün şarkı ve danslarından. Kökeni çok eskiden yaşanmış küçük Arap akınlarına dayanmaktadır.
FANDANGOS DE HUELVA: Fandango dansı ve şarkısının İspanya'nın Huelva şehrinde icra edilen tarzı.
FANDANGO GRANDE: Soyut bir şarkı olan Fandango Grande normal Fnadangodan daha farklı bir compas ile icra edilir.
FANDANGUILLOS: "Küçük Fandango" anlamına gelen bu şarkı Cante chico sınıfına girer, kırsal yaşam ve eğlenge konularını işler.
FARRUCA: Dramatik erkek dansına dayanan bu makamda 4/4 lük ölçü kullanılır. Yakın tarihlerde görülmeye başlamıştır. Portekiz kökenlidir.
FERIA: Tatil günü, panayır.
FIESTA: Parti, eğlence.
FLAMENCO : Bakınız tarihçeye.
FLAMENCO PURO: Saf, geleneksel Flamenko.
FLOREO : Ellerin hareketi.
FUERTES: Sert, kalın, kaba.
-G-
GARROTIN: Hem duygusal hem de neşeli olan bu şarkı 2/4 lüktür.
GITANA: İspanyolca'da bayan çingene.
GITANO: İspanyolca'da erkek çingene.
GOLPADOR: Gitarın üzerine vurma.
GOLPE : Dansta ayağın tüm tabanının yerle temas ettiği vuruşun adı. Gitarda; yüzük parmağı ile gitarın göğsüne yapılan vuruş.
GRANADINAS: Granadina kentine özgü bir makam.
GRANDE TRAGİC : Sıkıntılı, trajik ritimler.
GUAJIRAS: Küba kökenli flamenko makamlarından.
GUITARRA: Gitar.
-H-
HUESO: Gitarın sapında bulunan kemikten yapılmış köprü, eşik.
-J-
JABERA: Nadiren çalınan bir Fandango Grande.
JALEOS: Onaylama ifadesi, cesaret verme, teşvik etme. (Ole, Ale, Bien vs)
JUERGA: İçkili eğlence, festival.
-L-
LETRA: Şarkı sözleri, dizesi.
LIVIANAS: Seyrek yorumlanan bu şarkı siguiriyas compas ile icra edilir.
LLAMADA: Çağırma. Dansta yeni bir bölümün başlangıcını haber veren hareket serisidir. 1'de başlar, 10'da biter.
-M-
MALAGUEÑAS: Önemli Flamenko makamlarından biridir.
MANTON : Uzun püsküllü şal.
MARCAJE : Yürüyüş adımları. 12 ölçülü danslarda 12'de başlar, 10'da biter.
MARTILLO: Çekiç. Gitarda golpe tekniğine alternatif olarak kullanılan bir teknik.
MASTIL: Gitarın boyun kısmı.
MAYOR: Majör ton.
MENOR: Minör ton.
MILONGA: Arjantin kökenli bir şarkı.
MINERA: "Minero" kelimesinden türemiştir. Cantes de Levante, lenvante bölesinin şarkılarından biri olarak bilinir.
MIRABRAS: "Cantinas" türünün şarkılarındandır.
MUJER : Kadın.
MURCIANA: Levante bölgesine ait bir şarkıdır.
-N-
NANA : Ninni.
-P-
PALILLOS: Küçük uzun tahta parçaları. Puro flamenkoda kullanılmıyordu.
PALMAS: Şarkının veya dansın ritmine göre alkış yapma.
PALO : Tüm Flamenko makamlarına verilen ad.
PALO SECO : Gitar olmadan şarkı söyleme, yorumlama.(to capella)
PAYO: Çingene olmayan.
PETENERAS: Hüzünlü bir yapıya sahip olan bu makam 6/8 ve 3/4 lük guajiras gibi bileşik compas ile icra edilir. Adını, Jerez de la Frontera yanında bulunan Paterna de Rivera dan almıştır.
PICADO : Sağ elin işaret ve orta parmağının telleri apoyando olarak sırayla çalması.
PITOS: Dansta ve şarkıda ritme uygun olarak parmak şıklatmak.
PLANTA : Dansta ayağın ön kısmının yerle temas ettiği vuruşların adı.
POLO : Soleares ailesinden bir makam.
PUENTE: Köprü, eşik.
PUNTA : Dansta ayağın ön ucuyla yapılan vuruş.
-Q-
QUEJİO : Keder, hüzün.
-R-
RASGUEADO : Gitarda tellere sağ elin çeşitli parmak kombinasyonlarıyla vurulması ile yapılan tekniktir.
REDOBLE: 4 ya da 5 tempoyu 1 veya 2 ye sıkıştırmak.
REDONDA : Flamenkoda ses, flamenko sesi.
REMATE: Kapanış. 12'lik kompaslarda genellikle 10'da, Tangos gibi 4'lük kompaslarda 3'tedir.
ROMANES: İspanyolca olmayan çingene dili.
ROMERAS: Cantiñas grubuna ait bir makam.
RONDENA: 1. Malaga'daki Ronda'nın dağlarına ait olan makam, şarkı. 2. Ramon Montoya 'nın eseri olan gitar için özel olarak oluşturulmuş müzikal form.
RUMBA: Popular latin ritmi. Kökü Küba'nın şeker ve muz plantasyonlarına dayanır.
-S-
SALIDA: Çıkış. Dansçının çıkışı.
SERRANAS: 19. yüzyıla dayanan bir şarkı türü.
SEVILLANAS: Castilian kültürüne dayanan, Sevilla kentinden doğan bir dans ve şarkı formu.
SIGUIRIYAS: Kökü çok eski çingene kültürüne dayanan bir makamdır. Ancak Castilya bölgesinde de kullanılmaktadır.
SILENCIO : Müziğin hafif çalındığı, melodik bir dans bölümüdür. Dansçı bu bölümde ayak vuruşları yapmaz, yumuşak hareketlerle dans eder. Sessizlik bölümü olarak da adlandırılır.
SIN APOYAR : Tellere parmakları yaslamadan çalmak, arpej.
SOLEA: Esası "Soleares" olan Flamenko'nun anası olarak kabul edilen köklü bir makam ve şarkı formu. 12 zamanlıdır. Aksanlar 3-6-8-10-12'dedir.
SORDAS: Sessiz hafif el çırpmaları.
-T-
TABLAO: Sahne hayatı, Flamenko müziği ve dansı icra edilen cafe ve gece klüpleri.
TACAOR : (Tocaor) Flamenko gitar çalan.
TACON: Topuk, ökçe. Dansta ayağın topuk kısmının yerle teması.
TAMBOR: Davul.
TANGOS: Neşeli ve hareketli 4/4 lük dans ve makam formu.
TANGUILLO: Tangos'un daha hafif bir varyasyonu olan Tanguillos, Cadiz kökenlidir.
TAPA: Gitarın göğüs tahtası.
TARANTAS: Miner tarzına ait bir makam formudur.
TARANTOS: Tarantas'ın dans edilen şeklidir ve 2/4 lük olarak çalınır.
TEMPLE: Yumuşatmak, ayarlamak.
TIENTOS: Köklü bir makam ve şarkı formu. Tientos için "Eğer Solea flamenkonun anasıysa, Tientos da babasıdır" sözü söylenmektedir.
TIENTOS POR ZAMBRA: Tientos'un hızlı varyasyonudur 4/4 lük olarak yazılır.
TIPLES: Tiz ses veren teller.
TIRANDO: Telleri çekerek çalmak.
TONAS: Tonada kelimesinden türemiştir. Anlamı akort ya da popüler basit flamenko şarkısı.
TONO: Ton, gam.
TOQUE : 1.Gitar çalmak, 2. Gitarda flamenko yorumlamak, 3. Flamenko müziğinin heyecan ve coşkusu.
TOQUE LIBRE: Gitarda serbest compas ile zamanlama düzeni olmadan yapılan çalınış. En çok kullanılanlar Fandangos Grandes, Malagueña, Granadinas, Tarantas ve Rondeña dır.
TRASTE: Gitarda perde.
TREMOLO: Gitar tekniği. Başparmak bas notaları verirken diğer parmaklar da sırayla "i a m i" şeklinde tiz telleri teker teker hızlı bir şekilde çalar.
-V-
VERDIALES: Malaga Fandango'sunun tasasız bir varyasyonu olan Verdiales ismini Los Versiales kasabasından almıştır.
VITO: Eski Endülüs kültürüne ait bir makam ve şarkı formu olan Vito 3/4 lük olarak yazılır.
-Z-
ZAMBRA: Granada çingenelerinin neşeli danslarındandır. 9.yy'da görülmeye başlamıştır. Yaratıcısı Ali Bin Ziryab olarak bilinmektedir.
ZAPATEADO: Eskiden kalma zor bir dans olan zapateado için bir erkek bir de bayan dansçı ve biraz da hayal gücü gerekir. Ayrıca ayakların yere vurularak yapıldığı hareketlerin genel ismidir.
ZAPATOS: Ayakkabı. (Çoğul olarak kullanılır)
ZORONGO: Çok eski bir folk şarkısı olan Zorongo, Garcia Lorca tarafından yeniden ele alınmıştır.
FLAMENKODA KULLANILAN İBARELER
Agua!: Su "çok sıcak suya ihtiyaç var" anlamında
Asi se baila!: "işte bu danstır". Dansçıyı onaylamak, yüreklendirmek için.
Asi se toca!: "İşte bu çalmadır (gitar)". Gitaristi yüreklendirmek için.
Asi se canta!: "İşte bu şarkı söylemektir". Aynı şekilde şarkıcıya destek vermek için.
Eso es!: İşte bu!
Guapa: Güzel (kadın için)
Guapo: Yakışıklı
Hassa: Harika
Ale, Ole: 12.yy'da kullanılan Allah kelimesinden geldiği sanılmaktadır. Yine destek anlamında bir ünlemdir.
Vamo ya!: Gidelim
Kaynaklar:
• Müziği Anlamak Ansiklopedik Müzik Sözlüğü / İrkin Aktüze / Pan Yayıncılık / Şubat 2004
• http://www.flamenko.org/index.php?reload=1
|